Toygun Tunçer’le Ropörtaj

Toygun Tunçer’le Ropörtaj

Merhaba, Özgörkey Grup Şirketlerinde It Directorlüğü, icra kurulu üyeliği ve BMW-Otomotiv genel müdürlüğü görevlerini üstlenen, farklı yaşantısıyla dikkatleri üzerine çeken Toygun Tunçer ile yapmış olduğumuz röportajda merak ettiğimiz soruları sorduk, tecrübelerinden faydalanabileceğimiz bir sohbet gerçekleştirdik. “Ya başlamamalı ya bitirmeli” hayat felsefesini benimseyerek ilerlediği bu yolda çok başarılı işlere imza atmış. Kendisine, yüksek tecrübelerini ve değerli fikirlerini bizlerle paylaştığı için çok teşekkür ediyoruz.

selamm

Mehmet UŞAK: Toygun Tunçer kimdir ? Kendinizi nasıl tanımlarsınız ?

Toygun TUNÇER : Şuan için konuşacak olursam kendimi çok rahat olarak tanımlayabilirim çünkü artık iş dünyasında büyük savaşı yönetebiliyorum. Ama yine de kendimi tanımladığım konum ; 6 yıldır şirket olarak 2. Ve 3. Lig takımlarının olduğu Aegean Master League’de basketbol oynuyoruz. O takımda ben takım kaptanıyım. Herkesle eşit oy hakkına sahibim sadece organizasyon ve modellemede onlardan yarım adım öndeyim. Naçizane olarak iyi bir takım kaptanı olduğumu düşünüyorum. Bunun dışında benim için hayattaki en önemli şey çok iyi bir baba olmaya çalışmak. 15, 11 ve 4 yaşında 3 tane oğlum var. Onlarla ilgilenmeyi, vakit geçirmeyi, saçma sapan şeyler yapmayı seviyorum. En sevdiğim şey baba olmak. Akademik anlamda ise ilk olarak ODTÜ Siyaset Bilimi’ni bitirdim, onun üzerine İstanbul Üniversitesi’nde İşletme Master’ını devam zorunluluğundan dolayı yarım bıraktım,  Preston University’de Yönetim Bilimleri üzerine İşletme Master’ı yaptım sonrasında yine Preston University’de İleri Finans üzerine doktora yaptım. Daha sonra Ege Üniversitesi’nde hocayla birebir olarak Hukuk Master’ı yaptım. Akademik alanımı böyle tamamladım diyebilirim. Mesela derler ya ‘Bu adam sadece teoride’ ya da derler ya ‘Bu adam sadece pratikte’ ama ben ikisinin de eş güdümlü olarak yapılabileceğine inanıyorum. Hele ki babalık gibi bir görev de varken.

Mehmet UŞAK: Kendinize benimsediğiniz bir felsefe var mı ?

Toygun TUNÇER : Var. Antik Yunan filozofu olan Publius ‘ Ya başlamamalı ya bitirmeli ‘ diyor. Yani ben ya bir şeye başlamamalıyım ya da o başladığım işte en iyisi olmalıyım. Bu çok basit bir şey olabilir mesela spagetti yapmak, ya da yeri silmek. Evet bunları yapıyorsam herkesten iyi yapmaya çalışmalıyım. Bu mükemmeliyetçilik değil aslında. Mükemmel birisi değilim, mükemmel yapmaya da çalışmıyorum, hatalarımla birlikte elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak aslında tanımladığım şey. Bunun için çok çalışıyorum, çok emek harcıyorum, çok ter döküyorum. Öyle olması gerektiğini düşünüyorum.

Tendai rahiplerinin lügatlarında geriye dönmek gibi bir kelime yok. Anı yaşamak ve sürekli ileriye bakmak var. Dolayısıyla en çok hoşuma giden felsefelerden birisi de bu. Hiç keşkelerim olmadı hayatta. Anı yaşadım, keşkesiz bir hayat kurdum kendime ve yaptığım hatalardan da müthiş mutlu oldum. Bunları yaşadığım için çok da iyi hissediyorum.

2.jpg

Mehmet UŞAK: İdol kelimesine bakış açınız nasıl ve bir idolünüz var mı ?

Toygun TUNÇER : İdol diye düşünmüyorum çünkü idol popüler bir kavram. Ama usta-çırak ilişkisi dediğimiz modele ciddi derecede varım. Öğrenim hayatındakilere ilk olarak şunu diyorum ;

‘Ustanız kim ? , hangi profesörlerle birebir çalışıyorsunuz ? , bu insanlarla dışarda ne kadar zaman geçiriyorsunuz ve bu üstadlar size maestro olmanız için ne kadar destek oluyor? ‘ eğer bir insan mesela sen, nedensizce ve sebepsizce bir profu şu anda arayıp buraya çağırabiliyorsan evet 1. Basamağı aşmışsındır. Daha o aşamayı geçemediysen sonrasında tabi ki mülakatlar, görüşmeler, kendine iş kurma becerin vs… Mesela kendini nasıl tartabilirsin ? İyi insan ilişkileri, arkadaş grupların ve tabi ki üstad diye tanımladığın usta-çırak ilişkisi kurduğun ustaların kim olduğu hem akademik anlamda hem iş anlamında önemli. Ben Borusan Group’ta Agah Uğur’la birlikte çalıştım, Petrol Ofisi’nde Jan Nahum’la birlikte çalıştım. Ben kılıç ustalarımı çok net bir şekilde tanımlayabildim ve şuan kendime süper bir kılıç ustası diyemem ama önüme kim gelirse deviririm sanki. Hem mütevazi olmak gerekiyor çünkü dolu başak eğilmesi gerekiyor hem de arenaya bir gladyatör olarak çıktığında yapabileceklerinin ciddi bir şekilde farkında olman gerekiyor. Hiçbir aparatın olmasa bile bilek gücüne yani ruh gücüne, enerjine, beynine, analitik zekana, her şeye güvenmen gerekiyor . Bunun için alt yapıyı, çevreyi ve lobiyi iyi oluşturmak gerekiyor diye düşünüyorum.

Mehmet UŞAK : Basketbolun yanında dağcılık, muay thai gibi ekstrem sporlarla uğraşıyorsunuz. Bunların hayatınıza katkısı nedir ?

Toygun TUNÇER : Ekstrem sporlarla uğraşmak gerektiğine inanıyorum çünkü insan limitlerini test etmeli. Ben sürekli limitlerimi test etmeye çalışıyorum. Yeni yeni şeyler öğreniyorum, yeni olaylar yaşıyorum. Yaklaşık 4 ay önce ayak tarak kemiğimi kırdım. Normalde benim basmam yasak, 1 sene hiç basmadan özet botlarla ve koltuk değnekleriyle olmam gerekiyordu. Ondan sonra da 7-8 ay kadar fizik tedavi almam gerekiyordu.Ayağımda Titanyum var, 6 tane çivi var ama beyin gücümle bunları kontrol altında tutabiliyorum ve iyileşme sürecini hızlandırabiliyorum. Bu direkt olarak enerjiyle ilgili. Termodinamiğin 1. Yasasındaki gibi enerjiyi yok edemiyorsun. Daha Fizikte temel prensip buysa sonrasındaki kuantum fizik aşamalarını düşünün. Paralel evrenler, sicil teorileri bunların hepsini birer bütün olarak gördüğünde , holografik olarak baktığında enerji düzeyini kuvvetlendirdiğin anda gerçekten istediğin düzeye çıkabiliyorsun. Bence en önemlisi bu.

Mehmet UŞAK :  Özgüven pozitif bir yaşam için olmazsa olmaz. Peki özgüvenin kaynağı sizce nedir ?

Toygun TUNÇER : Bilgi. Eski Yunan filozoflarının da tanımladığı gibi mesela Spinoza buna ‘Tabula Rosa’ diyor ya da çok ilahi, kitabi, kutsal bilgilerin saklı olduğu gök kubbelerden bahsediyorlar. Din, dil, ırk, cinsiyet gözetmeksizin ‘Güneş Balçıkla Sıvanmaz’ bilgi doğruluğu getiriyor o bilgi mutlak doğrularla birleştiği zaman ne olursa olsun yenilmez bir güç oluyor .Her dönem içerisinde mutlak bilgi içerisinden en doğruyu çıkartabilmiş. Şu günü dünyası için de çok karışık dönemlerden geçiyoruz ama mutlak bilgi değişmez.

 

Mehmet UŞAK :  İş hayatınızda sizi hiç zorlayan bir süreç oldu mu ? Olduysa bunların üstesinden nasıl geldiniz ?

Toygun TUNÇER : Beni iş hayatında zorlayan bir süreç hiç olmadı. Hakikaten çok rahatım. Devasa firmalarla toplantılara giriyoruz tüm toplantıları kaynatmaya çalışıyorum, elimden geldiğince espriler yapıyorum, toplantıların kasvetli ortamını kaldırmaya çalışıyorum, herkesin enerji seviyesini yükseltmeye çalışıyorum, rahat olmaya çalışıyorum. Herkesin rahat olmasını istiyorum. Bizim GFK ve PİN analizlerinde 2 kere art arda çalışanları, dünyada en mutlu şirket seçildik. İnsanlar ve arkadaşlarla ilişki, motivasyon, insanları sevmek sonuçta başarıyı bir arada getiriyor. İş hayatında hiç zorlanmadım çünkü kadınlarla çalışıyorum. Bizim üst kademe yönetim sınıfında 8 kişiden sadece ben ve satış müdürü arkadaşımız erkek, kadınlarla çalışmaktan çok mutluyum. Kadınlar beraber çalışınca zorlanıyor ama kadın erkek grubu bir arada çalışınca gerçekten başarılı işler ortaya çıkıyor. Çünkü kadınlar daha titiz, daha detaycı çalışabiliyor, bizim görmediklerimizi görebiliyor. Ben zaten fizibilitelerde, bilançolarda, rasyonel verilerde görülebilecek şeyleri görüyorum, görünmeyenleri görme yetisine erişmiş kişilerden de alınca başarı çok daha kolay geliyor.

3

Mehmet UŞAK : Çok parlak bir kariyeriniz var. Bu noktaya geleceğinizi hiç tahmin edebilir miydiniz ?

Toygun TUNÇER : Geldiğim noktada hiçbir şey yok ki. Bunu tüm samimiyetimle söylüyorum. Benim hiçbir zaman ekstra hırslarım olmadı. Ben hiçbir zaman Dünyanın en iyi arabalarına bineyim, en güzel evleri benim olsun demedim. Sadece çocuklarımla mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşayacak ortamım olsun istedim. İşte bu noktada hayal ettiğiniz yerde misiniz dersen ; evet çocuklarımla birlikte o noktadayım . Mutlu olmak çok önemli , Finlandiya’daki eğitim modelinin süper başarılı olmasının temelinde de mutlu çocukların oluşturulması. Finlandiya’da bir belediye, entegre bir yere park yapacaksa oradaki çocuklara anket şeklinde soruyorlar ne tür oyuncak istersiniz diye. Türkiye’de ise bir kaydırak,bir tahterevalli eksik gedik kırık şekilde çocuklarımızı oynatmaya çalışıyoruz. Ne kadar mutlu, ne kadar yaratıcı olabilir ki ? Şu anda eğitim açısından Finlandiya dünyanın 1 numarası ve Türkiye 80. sıralarda yer alıyor. İlk önce insanları bilgiye erişim konusunda istekli kılabilmek için mutlu etmek gerekiyor. Etrafında mutlu insanlar olduğu sürece sen de mutlu oluyorsun, birlikte mutlu olduğunuz zaman işi çok isteyerek yapıyorsun, işi çok isteyerek yaptığın zaman da sonuçta kazanıyorsun. Çünkü işi ekip olarak yönetiyorsun.

Mehmet UŞAK : Peki gelecek Dünya’ya ayak uydurmamız için bizlere tavsiyeleriniz nelerdir ?

Toygun TUNÇER : Gelecek bilimcileri, mesela Google’ın gelecek direktörü Ray Kurzweil, Alex Ross, George Friedman, Stephan Hawking, Elon Musk gibi yenilikçi inovatif insanları çok iyi takip etmek gerekiyor ve gelişen Dünya’ya, teknolojilere adaptasyon yeteneğini geliştirmek gerekiyor. Bu noktadaki öngörüleri iyi hesaplayıp yaratıcılığı geliştirmekte yatıyor işin özü. Bunun için de bilgiye erişmek gerekiyor. İster kitap okuyarak, ister internet üzerinden,ister meditasyon yaparak eriş ama nasıl erişiyorsan eriş ve sonra o bilgiyi kullanmaya başla. Durup dururken kimse balık tutmayı öğrenemiyor yani elindeki malzemeler ne kadar iyi olursa olsun çokça pratik yapmak gerekiyor. Gençlere en büyük tavsiyem bilgiye çok hızlı erişmeleri daha doğrusu nitelikli bilgiye çok hızlı erişmeleri. Çünkü aynı zamanda niteliksiz bilgi de çok fazla ve yakın gelişen teknolojileri de çok iyi takip etmek gerekiyor. Mesela 2020′ nin hesabını çok iyi yapmak lazım. 2050 de kim ölecek kim kalacak diyebilirsin ama çocukların, insanlık, vatan ve tüm dünya insanlığı için bunu yapmak gerekiyor. Şuan için Dünya’dan bahsediyoruz ileride uzay için de bahsedebiliriz.

Mehmet UŞAK : Bir Endüstri Mühendisliği öğrencisi olarak hocalarımız derste sürekli ‘Siz Endüstri Mühendisi adayısınız !’ diyor. Peki kendimizi Endüstri Mühendisi adayı olarak mı görmemiz gerekiyor yoksa Endüstri Mühendisliği eğitimi alan bireyler olarak mı ?

Toygun TUNÇER : Üniversitelerde Türkiye’de yanlış bir algı var. Dünya üzerinde hiçbir üniversite bir iş sahibi ol diye seni yetiştirmez. Avukatlık, doktorluk gibi spesifik mesleklerin dışından bahsediyorum.Seni Endüstri Mühendisi olarak yetiştirmesinin temel sebebi ilk önce akademik kariyerdir. Gel üniversitede ol, ARGE’ de ol, yeni teknolojiler yarat gibi amaçlardır aslında işin özü. Burada tercih size kalıyor. Yani sen burada kalıp teorik kısmını geliştirip daha sonra pratikle birleştirmenin peşinde mi koşmak istiyorsun yoksa gerçekten kurumsal şirketlerde şampiyonlar liginde devam edip sonrasında kendine iş mi kurmak istiyorsun? İnovatif fikirler mi yaratmak istiyorsun, sonradan kendini geliştirmek mi istiyorsun? Bu kişinin yapısına göre değişir. Yani benim yapım bir şirketler grubunu yönetmekti evet istediğim oldu ama insan sadece o boyutta kalmıyor daha sonra yeni projelerde de yer alabiliyor , insanlara yardımcı olabiliyor. Mesela ben üniversite öğrencileriyle beraber olmayı seviyorum bir şeyler anlatabiliyorum ve bu karşılıksız, çıkarsız olduğu zaman ilahi boyutta çok daha farklı meziyetlere sahip olmaya başlıyorsun. Karşılık varsa yine eksi eksi eksi devam ediyor hayat süreci. Ben işin artı kısmında yani karşılıksız kısmındayım.

Mehmet UŞAK : Son olarak bizlere öneriniz, kariyer planlamalarımız için verebileceğiniz bir tüyo var mı ?

Toygun TUNÇER : Var evet. 3 4 noktada odaklanmanız gerekiyor. İlk olarak çok iyi şirketlerde staj yapmanız gerekiyor. Hangi meslek grubunda olursanız olun IT teknolojilerinde kendinizi çok iyi eğitmeniz gerekiyor. Usta-çırak ilişkisini yakalayacağınız ustalarınızı bulmanız gerekiyor. Bunlarla birlikte lobilerinizi kurmanız gerekiyor. Mesela sen bana mülakata geldiğinde sana şunu sorabilirdim. Telefonunda kaç kişi kayıtlı ? Mesela 334 kişi. Tamam o zaman burada bana çok iyi bir şirkette çalışan bir CEO ya da bir genel müdür telefonu var mı bana göster .Sen gösterirsin ve ben sana derim ki ara bakalım hemen açacak mı ? Ya da arkadaşın senin için bir şey yapabiliyor mu ? Mesela ben bir mülakatta yaptım bunu. Adam yeni evli olduğunu, eşinin çalışmadığını ve evde olduğunu söyledi. Ben ona dedim ki eşin senin için her şeyi yapar mı ? O da kesinlikle cevabını verdi. Ben ona tamam o zaman buraya senin için 1 tepsi börek yapıp getirebilir mi diye sordum. Mülakat şekline çok şaşırdı ve ardından eşinin getirebileceğini söyledi. Eğer 1 saat içinde eşin senin için bunu yaparsa işe alınacağını söyledim. Ama sonuç olarak eşi bunu adam için yapmadı.Ayrıca ekstrem sporlarla ilgilenin. Limitlerinizi test etmeniz gerekiyor. Hayat kitap okumak, tiyatroya gitmekten ibaret değil. Bunlar hobi ya da farklı alanlar değil bunlar zaman by default olarak yapmanız gereken alanlar. Mesela birisi bana geldiğinde Taekwondo’da Avrupa 2. ligim var dediğinde hayat çok faklı. Ya da derece almana gerek yok ben heykeltıraşım bakın bunlar da benim eserlerim dediğinde benim için dünya çok farklı. Yani ne ürettiğin, hayata ne kattığın çok önemli. Bunu buradan çıkmadan halletmeniz gerekli. Söylemeden geçemeyeceğim ve çok önemli bir konu var ki sosyal sorumluluk projeleri. Bu saydıklarımın hepsi ayrı, bu apayrı bir konu.Bu kısım müthiş önemli. Bu projelerde ne yaptığınız, ne kattığınız büyük şirketler için emin olun çok önemli. İnsan ilişkileri, yaratıcılık yetenekleri, ekstrem sporlar, sosyal sorumluluk projeleri, lobiler çok revaçta. Bunları hallettikten sonra geriye bir şey kalmıyor ki. Hayat zaten çok güzel.

Reklamlar

İlk blog gönderisi

Bu ilk gönderiniz. Değiştirmek veya silmek için Düzenle’ye tıklayın veya yeni bir gönderi başlatın. İsterseniz, bu gönderide okuyuculara bu bloga neden başladığınızı ve ne yapmayı planladığınızı belirtin. Yardıma ihtiyacınız varsa destek forumlarında yer alan dost canlısı kişilere sorun.